ben neden atamıyorum?
ewet...benim çöpe atmakla ilgili bi problemim var...hayatıma bi şekilde bi delikden sızıntı yapmış, bi ana yoldan girmiş, belki gökten zembille inmiş şeyleri ve kimseleri geldikleri yere geri gönderemiyorum...bi kere pelean dünyasına girdiler mi kalmalılar, izleri var bi kere...ööle kolay kolay canları istediği gibi gidemezler...
örneğin yıllardır süre gelen yeminimi bozup mabedimi temizlemek üzere 3. kişinin eve nüfuz etmesine boyun eğdim geçtiğimiz günlerde...çünkü artık hiç bişilere yetişemiodum ve enerjim günden güne azalış gösteriodu...gençlik günlerimde örümcek kadın gibi duvardan duvara uçuşarak temizlediğim evimi toparlayabilmek için bu hayat galelerinden sonra ne halim kalıyodu ne de zamanım...ben de kutsal saydığım vazifemi bi başkasına delege etmek konusunda pes ettim sonunda...zira bu 3. kişi bilip bilmeden temizliyorum ayağına ordan burdan derlediği her şeyi evin orta yerine yığarak - sanki etrafına ateş yakıp bi ayin yapcakmış edasıyla- her bişilerimi kapının önüne koymaya yeltendi...durum bööle olunca ben de önünde arkasında dolanıp onun öbeklediği her şeyi tekrar elden geçirip yarısını çöpe yarısını da ait oldukları yerlere geri gönderdim bi süre daha saklanmak üzere...atılacak gazetelerin arasından bir sürü daha hiç okumadığım yayınlar, hatta kitaplar çıktı mesela...giysiler...hepsiyle bi anılarım var...kimileri küçük gelir, kimilerinin bi daha hiç giyilmeyeceği belli...ama yakınımda durmaları iyi hissettirio...sanki onları atınca geçmişimi silip atıcakmışım gibi....hepsi dolaplara tıkıştırılmış...beklerler ööle...oysa ki at...yer açılsın yenilerine...yenilen...tazelen...hafifleee...
derken 5 kat fazla yoruluyorum ama atılanlarla hafifliyorum biraz daha...daha basit, daha sade yaşamakda fayda var ...insanın daha az kafası karışıo ve seçim şansın azaldıkca daha hızlı karar verebiliosun....
ofis....mailbox...bizim için çok ama çok önemli, çünkü her bi işimizi o maillerle yürütüyoruz...söz uçar yazı kalır hesabı...bunu anlamam ve alışkanlık haline getirmem zaman almışdı...30 kere yazışarak halledeceğim bi işi kısa bi telefon konuşmasıyla ya da arkadaşın masasına giderek verbal yoldan ifade edip işi halledivermek kolayıma geliodu...ama bizimkiler bundan yana diil...sonra bi de onlar yazışmış, sen sözde kalmışsın, aleyhine delil olarak dannn diye çıkarıvermiolar mı karşına...şoklar içinde kalakalıosun...geçmişden bişi istenir, arar tarar kanıtı atarsın ortaya...ya da işini kolaylaştırırsın kopi pest yapıp belki...ama o mailler birikiiiir birikiiiir birikiiiiiir...dağğğ oluuur...tüm bilgisayarını kilitleyiverir ve de elini kolunu bağlayıverir...donakalır, kımıldayamazsın...tüm yaşam faliyetlerinin sona ermesi demektir bu...sonra tekrar silersin binlercesini....ama buna bile kıyamıyorum....gün içinde arkadaş geyikleri de yaparız...konu kopup bizim bile durduramayacağımız noktalara gider, önüne geçemeyiz...aylaaar sonra bakıp gülümserim bazen okurken...saplantı belki de...ama gün gelir, onları da silmek zorunda kalırım....unutulur gider kelimeler...
insanlar bi de...bazılarının kara kaplı defterleri vardır...arkadaş listelerinde bazen hatta belki durup dururken bile isimlerin üstüne bi çizik atıverirler ve bi daha da dönüp bakmazlar...bazıları ayrılır sevgililerden ve bi daha da hiiiç konuşmaz, karşılaşmaz, bulaşmaz....ki o senin bi dönem seni en bilen kişi, en çok şey paylaştığın, en derinine indiğindir...bi an gelir, o boyut sona erer...sonra en yakın dostunu da kaybetmek zorunda kalırsın...özetde ben insanlarımı da çıkaramam hayatımdan...bi mevlanalığım vardır bu konuda hep, bi hümanizmim...en kırıcı şeyler bile yaşanmış olsa, dönülüp gelinse, yeniden start noktasına gelirim...tabii ki hiç bişi aynı olmaz ama ona yeniden kredi açıp başlayabilirim -istisnalar hariç- hayatından insan çıkaran insanların da hayatı bi nebze kolaylaşır belki...denenmiş, şans verilmiş, ama bu şanslarını iyi kullanamamış kişilerle yeniden başlamak ne kadar rasyonel tartışılır tabi...ama insan silmek ister miydim...bilmiyorum...sanırım istemezdim...
sonuç?
hatıralar kalır bellekde...
ama arada sırada bahar temizliği iidir:P
Saturday, May 23, 2009
Monday, May 04, 2009
birileri gelsin, tozumualsın istiyorum...şööle açsın pencereleri, beni havalandırsın, içim dışım freş havayla çalkalansın, çiçek kokuları doldursun içimi, yerimi değiştirsin, her zaman bulunduğum yerlerden farklı bi yerde olayım....
farklı bi yer, fark.....
bu şehir o kadar tıkışık ki....
aslında hepimiz kendimize yer açmaya çalışıyoruz. alanımızı genişletmeye çabalıyoruz aslında her gün...kendi adıma: her gün masamın tam ortasına koccaman devlikde bi pergel koyduğumuzu ve bununla çapı 1 metrelik daire çizdiğimizi varsayalım. evet. her gün bu kaleye fiziksel ve duygusal ve teknolojik araçlar aracılığıyla oluşabilecek saldırılara karşı kendi yaşam alanımı korumaya çalışıyorum...görevler yağmuruna karşı kalkanımı siper ediyorum kendime.
deşar olmak, toxiclerimden kurtulmak için gittiğim dans dersinde de aynı şey...yine bi var olma çabası...kalabalığın içinde kafana gözüne bi kol bacak çarpmama olasılığı...an meselesi...bi taraflarını sakatlayıp bi süre işimden kopma lüxüm de yok...non stop çalışmak zorundayım...yolda yürürken birilerinin sana omuz atarak yürümemesi olasılığı, ya da toplu taşıma araçlarındaki daralmalar...hep yer açmaya çalışıyorum kendime...mekanda yer...zamanda yer...belli bi zaman diliminde yer alabilmek için bu çabalar...evdeki tıkılmışlığım ayrı konu...yeni düzende bi 3cümüz de var....evde tüm kurtardığım anı eşyları odama kaçırıyorum...söz verdim kendime...hatıralılarıma kimseler dokunmicak ve onların başına asla kırılma dökülme gelmicek...kendi kanapemde kendim uyuyup, kendi çamaşırlarımı askıya ben kendim asıcam...kimse yaklaşmasın benim alanıma....
diyymi, piyu....
farklı bi yer, fark.....
bu şehir o kadar tıkışık ki....
aslında hepimiz kendimize yer açmaya çalışıyoruz. alanımızı genişletmeye çabalıyoruz aslında her gün...kendi adıma: her gün masamın tam ortasına koccaman devlikde bi pergel koyduğumuzu ve bununla çapı 1 metrelik daire çizdiğimizi varsayalım. evet. her gün bu kaleye fiziksel ve duygusal ve teknolojik araçlar aracılığıyla oluşabilecek saldırılara karşı kendi yaşam alanımı korumaya çalışıyorum...görevler yağmuruna karşı kalkanımı siper ediyorum kendime.
deşar olmak, toxiclerimden kurtulmak için gittiğim dans dersinde de aynı şey...yine bi var olma çabası...kalabalığın içinde kafana gözüne bi kol bacak çarpmama olasılığı...an meselesi...bi taraflarını sakatlayıp bi süre işimden kopma lüxüm de yok...non stop çalışmak zorundayım...yolda yürürken birilerinin sana omuz atarak yürümemesi olasılığı, ya da toplu taşıma araçlarındaki daralmalar...hep yer açmaya çalışıyorum kendime...mekanda yer...zamanda yer...belli bi zaman diliminde yer alabilmek için bu çabalar...evdeki tıkılmışlığım ayrı konu...yeni düzende bi 3cümüz de var....evde tüm kurtardığım anı eşyları odama kaçırıyorum...söz verdim kendime...hatıralılarıma kimseler dokunmicak ve onların başına asla kırılma dökülme gelmicek...kendi kanapemde kendim uyuyup, kendi çamaşırlarımı askıya ben kendim asıcam...kimse yaklaşmasın benim alanıma....
diyymi, piyu....
Sunday, April 26, 2009
http://www.myspace.com/orenlavie
her morning elegance klibini defalarca ve defalarca ve defalarca izlemeye devam ediyorum....
tammmmm benlikmişşş...
içler açıcı ferahlıkda:)
her morning elegance klibini defalarca ve defalarca ve defalarca izlemeye devam ediyorum....
tammmmm benlikmişşş...
içler açıcı ferahlıkda:)
Thursday, April 23, 2009
arid/you are
2 yıl önce beni yerden yere vuran, duvardan duvara çarptıran, aklımı başımdan uçuran şahane ötesi parçadır kendileri....loop a girmiş dinlemelere doymamış idim....
I want to live with you
In your beds of bliss
Want to hide out
In your tenderness
I want the world to be
Made complete
On your life
I will feed
You are
Like the summer rain
You are
What I can't explain
You are
The hurt inside
You are
What I cannot hide
It's freezing you
You're frozen still
Memories
Come flooding in
Turn the reel
Reverse the past
Are you trying to make
This moment last?
You are
Like the summer rain
You are
What I can't explain
You are
The hurt inside
You are
What I cannot hide
I want to live within
Cause I can't live without
I want to build it up
So it can break me down
I am gonna let him have
His way with you
Do all things that I wanted to
You are
Like the summer rain
You are
What I can't explain
You are
The hurt inside
You are
Feeling Free Born into the last divide
If You are
Like the summer rain
You are
What I can't explain
You are
The hurt inside
You are
And again, and again
And again, and again
The murder inside
I want to live with you
In your beds of bliss
Want to hide out
In your tenderness
I want the world to be
Made complete
On your life
I will feed
You are
Like the summer rain
You are
What I can't explain
You are
The hurt inside
You are
What I cannot hide
It's freezing you
You're frozen still
Memories
Come flooding in
Turn the reel
Reverse the past
Are you trying to make
This moment last?
You are
Like the summer rain
You are
What I can't explain
You are
The hurt inside
You are
What I cannot hide
I want to live within
Cause I can't live without
I want to build it up
So it can break me down
I am gonna let him have
His way with you
Do all things that I wanted to
You are
Like the summer rain
You are
What I can't explain
You are
The hurt inside
You are
Feeling Free Born into the last divide
If You are
Like the summer rain
You are
What I can't explain
You are
The hurt inside
You are
And again, and again
And again, and again
The murder inside
Sunday, March 29, 2009
KOLAJ...
Hayatımdaki insan kolajını seviyorum...farklı mesleklerden, farklı şehirlerden, inançları farklı, farklı hedefleri, farklı ideolojileri var, hepsi birbirinden farklı giyinir, farklı yerlere giderler eğlenmek için, gelmiş geçmiş olanı da var, buyur ettiklerimden kalmış olanı da, kısacası farklılar....ama hepsi bende buluştu...dünyamın içindekiler...renklerim...beni ben yapan, bana katanlar...seviyorum hepiciğinizi:)
Tuesday, March 24, 2009
the girls night out
Geçen hafta bütün kızlar toplandık ve bi "the girls night out" daha gerçekleştirdik. yaşlandığımızdan mıdır nedir bilmem ama artık hafta sonları yerine hafta içi gezmelerini daha bi çok seviyorum....daha bi kaliteli ve daha bi az insan topluluğu ( ben de bu aralar -daha bi- kelimesine mi takmışım ne :P ) sonuçda daha fazla tadı çıkıyo olayın....
mekan: BABYLON--> en sevdiğim güzel müzik kaynağı olur kendisi
müzik: PLUXUS --> geçtiğimiz yaz aylarında ford fiesta reklamının fon melodisi olarak kulaklarımızı titretmiş "transient" parçasıyla ruhumuzu sarsmış olan güzide isveçli elektronikçi abiler....ben bi arkada dönüp duran barkovizyona takıldım, dalıp gittim izlerken akıp giden görüntüleri, bi de 3 kişinin en solundaki ver coşkuyu abiye...pek şekerdi peeek....
oh be kendime geldim...yaşasın elektronik müzik, yaşasın post modern sanat, yaşasın hızlı teknoloji çağı...
TEKNOLOCİKKK....
mışılım, bu güzel şarkıyı gözümüzün içine sokup bizi tanıştırdığın için teşekkürler...geçen yaz burc beache giderken camları açıp kolları dışarı sallayış ve gülümseyerek mırıldanışşş;)
mekan: BABYLON--> en sevdiğim güzel müzik kaynağı olur kendisi
müzik: PLUXUS --> geçtiğimiz yaz aylarında ford fiesta reklamının fon melodisi olarak kulaklarımızı titretmiş "transient" parçasıyla ruhumuzu sarsmış olan güzide isveçli elektronikçi abiler....ben bi arkada dönüp duran barkovizyona takıldım, dalıp gittim izlerken akıp giden görüntüleri, bi de 3 kişinin en solundaki ver coşkuyu abiye...pek şekerdi peeek....
oh be kendime geldim...yaşasın elektronik müzik, yaşasın post modern sanat, yaşasın hızlı teknoloji çağı...
TEKNOLOCİKKK....
mışılım, bu güzel şarkıyı gözümüzün içine sokup bizi tanıştırdığın için teşekkürler...geçen yaz burc beache giderken camları açıp kolları dışarı sallayış ve gülümseyerek mırıldanışşş;)
Sunday, March 22, 2009
bu aralar LATİFE okuyorum...hızla akıp gidiyor....
o bitince FİKRİYE var sırada.....
henüz edinmedim ama bunlar bitince de İKİ AŞK ARASINDA ATATÜRK'e geçicem...çarpıştırıcam kahramanları birbirleriyle....
latifede de çok çarpıcı sahneler var...bazı yerlerde hak veriyorum kendisine...
ama daha bilmeden kendimi fikriyeye daha yakın hissediyorum....
latife daha bi dediğim dedik, daha bi hırslı, daha bi akıllı, daha bi güçlü, daha bi dişli.
fikriye daha bi derin, daha bi anlamlı, daha bi olgun, daha bi dingin, daha bi anlayışlı, daha bi alçakgönüllü, daha bi fedakar, daha bi SESSİZ...
ve bu ikisinin sevgisi arasında benim de öyle hissettiğim bi noktayı atam da hissetmiş ki: "iki kadın...birisi mustafayı sevdi, diğeri atatürkü "diye belirtmiş....
fikriye gerçekten tutkuyla sevmiş ve en zor şartlarda emek vermiş ve yanında olmuş...latife ise ona ve onun konumuna hayranlık, gücüne ilgi...mutlaka sevmiş kendince....ama eksik kalmış bana kalırsa....
gerçek hayatda da hep latifeler kazanıyor, fikriyeler ölüyor...ne yazık....
to be continuous
o bitince FİKRİYE var sırada.....
henüz edinmedim ama bunlar bitince de İKİ AŞK ARASINDA ATATÜRK'e geçicem...çarpıştırıcam kahramanları birbirleriyle....
latifede de çok çarpıcı sahneler var...bazı yerlerde hak veriyorum kendisine...
ama daha bilmeden kendimi fikriyeye daha yakın hissediyorum....
latife daha bi dediğim dedik, daha bi hırslı, daha bi akıllı, daha bi güçlü, daha bi dişli.
fikriye daha bi derin, daha bi anlamlı, daha bi olgun, daha bi dingin, daha bi anlayışlı, daha bi alçakgönüllü, daha bi fedakar, daha bi SESSİZ...
ve bu ikisinin sevgisi arasında benim de öyle hissettiğim bi noktayı atam da hissetmiş ki: "iki kadın...birisi mustafayı sevdi, diğeri atatürkü "diye belirtmiş....
fikriye gerçekten tutkuyla sevmiş ve en zor şartlarda emek vermiş ve yanında olmuş...latife ise ona ve onun konumuna hayranlık, gücüne ilgi...mutlaka sevmiş kendince....ama eksik kalmış bana kalırsa....
gerçek hayatda da hep latifeler kazanıyor, fikriyeler ölüyor...ne yazık....
to be continuous
http://www.nilkaraibrahimgil.com/
seviyorum bu ablayı yaa....nil dünyasıyla pelin dünyası çoğu noktalarda kesişiyo, teğet geçio birbirine...seçtiği kelimeler tam 12den oluyo bende...
her bi hallerini....
o bir çocuk
o bir kadın
o bir geniş hayal dünyası
o bir imajinasyon
o bir cesur
o bir uçuk
o bir araştıran, sorgulayan
o bir çoğuları tarafından anlaşılmayan ( olsun, biz anlayanlar yeter)
o bir derin
o bir deli....
nisanda buz adada konseri varmış...gidelim miiii...
seviyorum bu ablayı yaa....nil dünyasıyla pelin dünyası çoğu noktalarda kesişiyo, teğet geçio birbirine...seçtiği kelimeler tam 12den oluyo bende...
her bi hallerini....
o bir çocuk
o bir kadın
o bir geniş hayal dünyası
o bir imajinasyon
o bir cesur
o bir uçuk
o bir araştıran, sorgulayan
o bir çoğuları tarafından anlaşılmayan ( olsun, biz anlayanlar yeter)
o bir derin
o bir deli....
nisanda buz adada konseri varmış...gidelim miiii...
Subscribe to:
Posts (Atom)
