Sunday, October 25, 2009
Success is just being pregnant. Everybody congratulates you but nobody knows how many times you were fucked...
Tuesday, October 13, 2009
We walked arm in arm
But I didn't feel his touch
A desire I'd first tried to hide,
That tingling inside was gone
And when he asked me: 'do you still love me?'
I had to look away,
I didn't want to tell him
That my heart grows colder with each day
When you love so long
That the thrill is gone
And your kisses at night
Are replaced with tears
And when your dreams are on
A train to train wreck town
Then I ask you now, what's a girl to do?
He said he'd take me away
That we'd work things out
And I didn't want to tell him
But it was then I had to say
Over the times we've shared
It's all blackened out
And my bat lightning heart
Wants to fly away
When you love so long
That the thrill is gone
And your kisses at night
Are replaced with tears
And when your dreams are on
A train to train wreck town
Then I ask you now, what's a girl to do?
What's a girl to do? x3
bat for lashes...
But I didn't feel his touch
A desire I'd first tried to hide,
That tingling inside was gone
And when he asked me: 'do you still love me?'
I had to look away,
I didn't want to tell him
That my heart grows colder with each day
When you love so long
That the thrill is gone
And your kisses at night
Are replaced with tears
And when your dreams are on
A train to train wreck town
Then I ask you now, what's a girl to do?
He said he'd take me away
That we'd work things out
And I didn't want to tell him
But it was then I had to say
Over the times we've shared
It's all blackened out
And my bat lightning heart
Wants to fly away
When you love so long
That the thrill is gone
And your kisses at night
Are replaced with tears
And when your dreams are on
A train to train wreck town
Then I ask you now, what's a girl to do?
What's a girl to do? x3
bat for lashes...
Sunday, September 27, 2009
Wake up everyone
How can you sleep at a time like this
Unless the dreamer is the real you
Listen to your voice
The one that tells you to taste past the tip of your tongue
Lip and the neck will appear
I don't wanna wake before
The dream is over
I'm gonna make it mine
Yes i... i know it I'm gonna make it mine
Yes i'll make it all mine
I keep my life on a heavy rotation
Requesting that it's lifting you up
Up up and away
And over to a table at the graditude cafe
And i am finally there
And all the angels they'll be singing
Ah la la la ah la la la I la la la la love you
I don't wanna break before
The tour is over I'm gonna make it mine
Yes i...i know it I'm gonna make it mine
Yes i'll make it all mine
And timing's everything and this time there's plenty
I am balancing Careful and steady
And reveling in energy that everyone's emitting
I don't wanna wait no more
No i wanna celebrate the whole world
I'm gonna make it mine
Because i'm following your joy
I'm gonna make it mine
Because i... i am open I'm gonna make it mine
Yes i... i'm gonna show it
Yes i'm gonna make it mine It's mine...
Yes i will make it all mine
How can you sleep at a time like this
Unless the dreamer is the real you
Listen to your voice
The one that tells you to taste past the tip of your tongue
Lip and the neck will appear
I don't wanna wake before
The dream is over
I'm gonna make it mine
Yes i... i know it I'm gonna make it mine
Yes i'll make it all mine
I keep my life on a heavy rotation
Requesting that it's lifting you up
Up up and away
And over to a table at the graditude cafe
And i am finally there
And all the angels they'll be singing
Ah la la la ah la la la I la la la la love you
I don't wanna break before
The tour is over I'm gonna make it mine
Yes i...i know it I'm gonna make it mine
Yes i'll make it all mine
And timing's everything and this time there's plenty
I am balancing Careful and steady
And reveling in energy that everyone's emitting
I don't wanna wait no more
No i wanna celebrate the whole world
I'm gonna make it mine
Because i'm following your joy
I'm gonna make it mine
Because i... i am open I'm gonna make it mine
Yes i... i'm gonna show it
Yes i'm gonna make it mine It's mine...
Yes i will make it all mine
Thursday, September 24, 2009
Lüks kelimesinin karşıt kelimesi çoğunlukla fakir olarak algılanır. Ancak sanılanın aksine lüksün zıt anlamı KABAlıktır.....
COCO CHANEL
COCO CHANEL
YAZ BİTTİ....
ewwet sayın seyirciler...bir yazın daha sonuna, bir yazının daha başına geldik....
şimdi sıra, sıradaki yazı beklemeye başlamakda....bi insan bünyesi bu kadar mı sulak yerlere yakın durmak ve güneş ışınlarını bu kadar mı içine işlemesine izin vermek ister...nasıl bi metabolizma benimkisi...sarıya hasret, maviye beyaza pembeye tutkulu....içi kıpır kıpır...
tatilciklerin kısa bi özetini yapıcak olursak şunlara değinebiliriz:
ilk start noktamız izmir oldu...dillere destan smyrna...uzun zamandır gidememişdim...uzun zamandır göremediklerimi gördüm geldim...hasret giderdik...eskilerden, annelerden, anneannelerden konuşuldu...çocukluğumuza inildi....hem çok değişmişdik hem de hiç değişmemişdik aslında...insanın çocukluk dönemlerini kısa kesitlerle de olsa paylaştığı insanlarla olan diyaloğu bi başka oluyor....yalnızca senin ve onun bildiği gizli sırlardan ibaret tüm o oyunlar, tüm gördüğün renkler, dokular, etrafındaki konuşmalar....bi başkasına anlatmaya kalksan anlatamazsın...sadece o bilir, o anlar seni....kısa bi izmir turununun içine bi de günübirlik çeşme sığdırdık...resmen ziplenmiş bi gün yaşattık kendimize...piny minyciğimin rehberliğinde az zamanda çok ve büyük yerler görme çabamız başarıyla sonuçlandı...ılıca plajının cam göbeği ve ılık mavisinde yüzüldü, babylonda latin dansa bırakıldı ruh, palmiyeler uçuşurken....akşam da sokakları arasında dolaşıldı....hızlı hızlı koşturuldu ordan oraya....
yolculuğun ikinci kısmında canınım içisi nilşocuğumun yazlıklarına gidildi...tam bi aile saadeti yaşandı....şen kahkahalı anne ve tonton baba ve zarif abla birlikteliğinden doğan tam bi aile saadetinden bahsediyorum....arayıp da bulamadığım, en çok özlediğim...bööle...sıcacık işte...içim ısındı....nar tanem nilşocuumla gizli kayamıza akşam yürüyüşleri yapıp güneşi batırdık sakince...geceleri kumsala inip yerküreye yakın duuran yıldızlara bakakaldığımız, telefonumuzdan gelen müzik eşliğinde geçmiş-gelecek-şimdi konuştuğumuz anları da koyduk cebimize yürüyoruz....
sonrasında işe döndüm...bi miktar çalışdıktan sonra kafesimde güzel bi tesadüfler zinciriyle yine bi tatilcik oluşuverdi...mekan aynı...nilşoların yazlık....haftasonuna eklenen bi gün izinle küçük bi kaçışşş....hava ayrı bi güzel deniz ayrı bi dinginleşmiş, turkuazlaşmış...son güne de bi şirince ekledik ... ramazan günleri içinde olduğumuz şu günlerde bile o meyve şaraplarından yudumlamadan geçemedik...minik tadımlıklar...rengarenk...kavun, çilek, böğürtlen, ahududu....hepsi ayrı bi koku hepsi ayrı bi tat...koyduk sepete ve yola devam....ne şirin bi yermiş bu şirince...tepelere sıralanmış karizmatik, kendine özgü evler...mutlu insanların yaşadığı bi köycük...köylü kadınlardan alışveriş yapmayı da ihmal etmedik...köy tarhanası, köy kekiği, bitki çayı, papatya çelengi, kötülükleri kovucu dualı otlar...gönülleri kırılmasın, yüzleri gülümsesin diye hepsinde duraladık....tepeye vardığımızda kiliseye ulaşdık...ama durumu içler acısıydı....gezdiğim başka ülkelerde bu halde bi cami görsem heralde oturur ağlardım...mümkün olan her türlü tahribat verilmiş yapıya...çok yazık....
sonra biraz daha çalışmaca....ve bi minik tatil daha....
bu keeezzz....rota: BODRUM BODRUM....
3. yıl, aynı mekan...yahşi bölgesi...ne anılarım geçti ne günlerim yaşandı bu yollarda...3 yıl önce neler düşünüodum, şimdi neler geçio aklımdan...zaman akmış geçmiş...her şey değişmiş....ben değişmiş....ama yahşi aynı kalmış...yahşinin insanları da aynı kalmış....deniz aynı dinginlikde...taşlar yerlerinde...madam aynı kalmış...lighthouse aynı kalmış...camel aynı...ayak izlerim sanki hiç silinmemiş buralardan...ben hep yürümüşüm....burası aynı yerinde saymış....ama insanın akıp giden hayatında sabit kalmayı başarabilen bişileri olmalı bence....dönüp geldiğinde aynı yerinde bulabilmelisin bişileri....
bu kez mışılımlayım.....12 yıllık kadim dostumla ilk kez tatil yapma heyecanını yaşıyoruz birlikte...ve sonunda diyebilirim ki: çokkk güzeldi....yapılması gereken ne varsa hepsini yaptık....çok komik geçen ve yıllar geçse de unutmicamız uçak yolculupumuz -yolculuk sırasında bize eşlik eden yanımızdaki tuhaf kişi- gündüz kumsal, akşamları laflamaca...casitada bodrum kalesi manzarasında yediğimiz mamalarrrr....tekne turunda dalışlar yaptığımız mavi koylar....alışveriş....dalyancı tabii ki ziyaret edildi ve bütün kışı çekilir kılmaya yarayacak fincan ve tabaklar alındı, üzeri yelkenli balıklı....son gecemizde denize sadece 3 adım mesafeye kurulu rakı-balık soframızzz....akabinde bodrum....KÖRFEZ'de tepinmece....oldies but goldies parçalarına eşlik etmece....eve dönüş...şezlongda geceyi batırıp güneşi doğurmaca....o esnada ortaya çıkan "kumulonimbus " bulutlarının oluşturduğu dehşetengiz manzara...ömrü hayatımda bir daha böyle bir mucizeye tanık olacağımı sanmıyorum....film karesinden farksızdı...
bu tatil tam yerinde ve tam zamanında geldi...ilaç etkisi yarattı bünyede....hiç bişi düşünülmedi...sadece savrunuldu ve tadı çıkarıldı....hayat işte bu kadar güzeldi....:)
şimdi sıra, sıradaki yazı beklemeye başlamakda....bi insan bünyesi bu kadar mı sulak yerlere yakın durmak ve güneş ışınlarını bu kadar mı içine işlemesine izin vermek ister...nasıl bi metabolizma benimkisi...sarıya hasret, maviye beyaza pembeye tutkulu....içi kıpır kıpır...
tatilciklerin kısa bi özetini yapıcak olursak şunlara değinebiliriz:
ilk start noktamız izmir oldu...dillere destan smyrna...uzun zamandır gidememişdim...uzun zamandır göremediklerimi gördüm geldim...hasret giderdik...eskilerden, annelerden, anneannelerden konuşuldu...çocukluğumuza inildi....hem çok değişmişdik hem de hiç değişmemişdik aslında...insanın çocukluk dönemlerini kısa kesitlerle de olsa paylaştığı insanlarla olan diyaloğu bi başka oluyor....yalnızca senin ve onun bildiği gizli sırlardan ibaret tüm o oyunlar, tüm gördüğün renkler, dokular, etrafındaki konuşmalar....bi başkasına anlatmaya kalksan anlatamazsın...sadece o bilir, o anlar seni....kısa bi izmir turununun içine bi de günübirlik çeşme sığdırdık...resmen ziplenmiş bi gün yaşattık kendimize...piny minyciğimin rehberliğinde az zamanda çok ve büyük yerler görme çabamız başarıyla sonuçlandı...ılıca plajının cam göbeği ve ılık mavisinde yüzüldü, babylonda latin dansa bırakıldı ruh, palmiyeler uçuşurken....akşam da sokakları arasında dolaşıldı....hızlı hızlı koşturuldu ordan oraya....
yolculuğun ikinci kısmında canınım içisi nilşocuğumun yazlıklarına gidildi...tam bi aile saadeti yaşandı....şen kahkahalı anne ve tonton baba ve zarif abla birlikteliğinden doğan tam bi aile saadetinden bahsediyorum....arayıp da bulamadığım, en çok özlediğim...bööle...sıcacık işte...içim ısındı....nar tanem nilşocuumla gizli kayamıza akşam yürüyüşleri yapıp güneşi batırdık sakince...geceleri kumsala inip yerküreye yakın duuran yıldızlara bakakaldığımız, telefonumuzdan gelen müzik eşliğinde geçmiş-gelecek-şimdi konuştuğumuz anları da koyduk cebimize yürüyoruz....
sonrasında işe döndüm...bi miktar çalışdıktan sonra kafesimde güzel bi tesadüfler zinciriyle yine bi tatilcik oluşuverdi...mekan aynı...nilşoların yazlık....haftasonuna eklenen bi gün izinle küçük bi kaçışşş....hava ayrı bi güzel deniz ayrı bi dinginleşmiş, turkuazlaşmış...son güne de bi şirince ekledik ... ramazan günleri içinde olduğumuz şu günlerde bile o meyve şaraplarından yudumlamadan geçemedik...minik tadımlıklar...rengarenk...kavun, çilek, böğürtlen, ahududu....hepsi ayrı bi koku hepsi ayrı bi tat...koyduk sepete ve yola devam....ne şirin bi yermiş bu şirince...tepelere sıralanmış karizmatik, kendine özgü evler...mutlu insanların yaşadığı bi köycük...köylü kadınlardan alışveriş yapmayı da ihmal etmedik...köy tarhanası, köy kekiği, bitki çayı, papatya çelengi, kötülükleri kovucu dualı otlar...gönülleri kırılmasın, yüzleri gülümsesin diye hepsinde duraladık....tepeye vardığımızda kiliseye ulaşdık...ama durumu içler acısıydı....gezdiğim başka ülkelerde bu halde bi cami görsem heralde oturur ağlardım...mümkün olan her türlü tahribat verilmiş yapıya...çok yazık....
sonra biraz daha çalışmaca....ve bi minik tatil daha....
bu keeezzz....rota: BODRUM BODRUM....
3. yıl, aynı mekan...yahşi bölgesi...ne anılarım geçti ne günlerim yaşandı bu yollarda...3 yıl önce neler düşünüodum, şimdi neler geçio aklımdan...zaman akmış geçmiş...her şey değişmiş....ben değişmiş....ama yahşi aynı kalmış...yahşinin insanları da aynı kalmış....deniz aynı dinginlikde...taşlar yerlerinde...madam aynı kalmış...lighthouse aynı kalmış...camel aynı...ayak izlerim sanki hiç silinmemiş buralardan...ben hep yürümüşüm....burası aynı yerinde saymış....ama insanın akıp giden hayatında sabit kalmayı başarabilen bişileri olmalı bence....dönüp geldiğinde aynı yerinde bulabilmelisin bişileri....
bu kez mışılımlayım.....12 yıllık kadim dostumla ilk kez tatil yapma heyecanını yaşıyoruz birlikte...ve sonunda diyebilirim ki: çokkk güzeldi....yapılması gereken ne varsa hepsini yaptık....çok komik geçen ve yıllar geçse de unutmicamız uçak yolculupumuz -yolculuk sırasında bize eşlik eden yanımızdaki tuhaf kişi- gündüz kumsal, akşamları laflamaca...casitada bodrum kalesi manzarasında yediğimiz mamalarrrr....tekne turunda dalışlar yaptığımız mavi koylar....alışveriş....dalyancı tabii ki ziyaret edildi ve bütün kışı çekilir kılmaya yarayacak fincan ve tabaklar alındı, üzeri yelkenli balıklı....son gecemizde denize sadece 3 adım mesafeye kurulu rakı-balık soframızzz....akabinde bodrum....KÖRFEZ'de tepinmece....oldies but goldies parçalarına eşlik etmece....eve dönüş...şezlongda geceyi batırıp güneşi doğurmaca....o esnada ortaya çıkan "kumulonimbus " bulutlarının oluşturduğu dehşetengiz manzara...ömrü hayatımda bir daha böyle bir mucizeye tanık olacağımı sanmıyorum....film karesinden farksızdı...
bu tatil tam yerinde ve tam zamanında geldi...ilaç etkisi yarattı bünyede....hiç bişi düşünülmedi...sadece savrunuldu ve tadı çıkarıldı....hayat işte bu kadar güzeldi....:)
Sunday, September 13, 2009
ÜÇNOKTABİR-BAHÇE
Yanlış kapıdan girdik bu bahçeye
Aşk yok ki ölüm var içerde
Yanlış niyetle girdik bu bahçeye
Huzur yok savaş var içerde
Halim yok ki geri dönmeye
Halim yok burda ölmeye
Yanlış zamanda girdik bu bahçeye
Işık yok karanlık sadece
Yanlış hislerle girdik bu bahçeye
Kalamam kalamam günlerce
Halim yokki geri dönmeye
Halim yok burda ölmeye
Biraz yavaş konuşsak
Yol verir belki tüm ağaçlar
Biraz sakin olursak
Çicek açar belki tüm ağaçlar
Yanlış kapıdan girdik bu bahçeye
Aşk yok ki ölüm var içerde
Yanlış hislerle girdik bu bahçeye
Kalamam kalamam günlerce
Aşk yok ki ölüm var içerde
Yanlış niyetle girdik bu bahçeye
Huzur yok savaş var içerde
Halim yok ki geri dönmeye
Halim yok burda ölmeye
Yanlış zamanda girdik bu bahçeye
Işık yok karanlık sadece
Yanlış hislerle girdik bu bahçeye
Kalamam kalamam günlerce
Halim yokki geri dönmeye
Halim yok burda ölmeye
Biraz yavaş konuşsak
Yol verir belki tüm ağaçlar
Biraz sakin olursak
Çicek açar belki tüm ağaçlar
Yanlış kapıdan girdik bu bahçeye
Aşk yok ki ölüm var içerde
Yanlış hislerle girdik bu bahçeye
Kalamam kalamam günlerce
AŞK'dan...
Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım? diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün. Tek bir gün bile öncekinin tıpatıp tekrarıysa, yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.
Bal gözlerimin feri her geçen gün biraz daha sönüyor...sevgiye olan inancım günden güne azalmakta...sevginin gücü yetmez oldu hayata....bu şehir nefrete alışkın...işde de nefretle ulaşıyorlar başarıya, aşkda da kaçarak...
üçnoktabir
ben yüzyıllık bir çınarım
yorgunum ve yaşlıyım
ben yıpranmış bir inancım
ömür boyu yastayım...
yorgunum ve yaşlıyım
ben yıpranmış bir inancım
ömür boyu yastayım...
Saturday, May 23, 2009
TRASH CAN
ben neden atamıyorum?
ewet...benim çöpe atmakla ilgili bi problemim var...hayatıma bi şekilde bi delikden sızıntı yapmış, bi ana yoldan girmiş, belki gökten zembille inmiş şeyleri ve kimseleri geldikleri yere geri gönderemiyorum...bi kere pelean dünyasına girdiler mi kalmalılar, izleri var bi kere...ööle kolay kolay canları istediği gibi gidemezler...
örneğin yıllardır süre gelen yeminimi bozup mabedimi temizlemek üzere 3. kişinin eve nüfuz etmesine boyun eğdim geçtiğimiz günlerde...çünkü artık hiç bişilere yetişemiodum ve enerjim günden güne azalış gösteriodu...gençlik günlerimde örümcek kadın gibi duvardan duvara uçuşarak temizlediğim evimi toparlayabilmek için bu hayat galelerinden sonra ne halim kalıyodu ne de zamanım...ben de kutsal saydığım vazifemi bi başkasına delege etmek konusunda pes ettim sonunda...zira bu 3. kişi bilip bilmeden temizliyorum ayağına ordan burdan derlediği her şeyi evin orta yerine yığarak - sanki etrafına ateş yakıp bi ayin yapcakmış edasıyla- her bişilerimi kapının önüne koymaya yeltendi...durum bööle olunca ben de önünde arkasında dolanıp onun öbeklediği her şeyi tekrar elden geçirip yarısını çöpe yarısını da ait oldukları yerlere geri gönderdim bi süre daha saklanmak üzere...atılacak gazetelerin arasından bir sürü daha hiç okumadığım yayınlar, hatta kitaplar çıktı mesela...giysiler...hepsiyle bi anılarım var...kimileri küçük gelir, kimilerinin bi daha hiç giyilmeyeceği belli...ama yakınımda durmaları iyi hissettirio...sanki onları atınca geçmişimi silip atıcakmışım gibi....hepsi dolaplara tıkıştırılmış...beklerler ööle...oysa ki at...yer açılsın yenilerine...yenilen...tazelen...hafifleee...
derken 5 kat fazla yoruluyorum ama atılanlarla hafifliyorum biraz daha...daha basit, daha sade yaşamakda fayda var ...insanın daha az kafası karışıo ve seçim şansın azaldıkca daha hızlı karar verebiliosun....
ofis....mailbox...bizim için çok ama çok önemli, çünkü her bi işimizi o maillerle yürütüyoruz...söz uçar yazı kalır hesabı...bunu anlamam ve alışkanlık haline getirmem zaman almışdı...30 kere yazışarak halledeceğim bi işi kısa bi telefon konuşmasıyla ya da arkadaşın masasına giderek verbal yoldan ifade edip işi halledivermek kolayıma geliodu...ama bizimkiler bundan yana diil...sonra bi de onlar yazışmış, sen sözde kalmışsın, aleyhine delil olarak dannn diye çıkarıvermiolar mı karşına...şoklar içinde kalakalıosun...geçmişden bişi istenir, arar tarar kanıtı atarsın ortaya...ya da işini kolaylaştırırsın kopi pest yapıp belki...ama o mailler birikiiiir birikiiiir birikiiiiiir...dağğğ oluuur...tüm bilgisayarını kilitleyiverir ve de elini kolunu bağlayıverir...donakalır, kımıldayamazsın...tüm yaşam faliyetlerinin sona ermesi demektir bu...sonra tekrar silersin binlercesini....ama buna bile kıyamıyorum....gün içinde arkadaş geyikleri de yaparız...konu kopup bizim bile durduramayacağımız noktalara gider, önüne geçemeyiz...aylaaar sonra bakıp gülümserim bazen okurken...saplantı belki de...ama gün gelir, onları da silmek zorunda kalırım....unutulur gider kelimeler...
insanlar bi de...bazılarının kara kaplı defterleri vardır...arkadaş listelerinde bazen hatta belki durup dururken bile isimlerin üstüne bi çizik atıverirler ve bi daha da dönüp bakmazlar...bazıları ayrılır sevgililerden ve bi daha da hiiiç konuşmaz, karşılaşmaz, bulaşmaz....ki o senin bi dönem seni en bilen kişi, en çok şey paylaştığın, en derinine indiğindir...bi an gelir, o boyut sona erer...sonra en yakın dostunu da kaybetmek zorunda kalırsın...özetde ben insanlarımı da çıkaramam hayatımdan...bi mevlanalığım vardır bu konuda hep, bi hümanizmim...en kırıcı şeyler bile yaşanmış olsa, dönülüp gelinse, yeniden start noktasına gelirim...tabii ki hiç bişi aynı olmaz ama ona yeniden kredi açıp başlayabilirim -istisnalar hariç- hayatından insan çıkaran insanların da hayatı bi nebze kolaylaşır belki...denenmiş, şans verilmiş, ama bu şanslarını iyi kullanamamış kişilerle yeniden başlamak ne kadar rasyonel tartışılır tabi...ama insan silmek ister miydim...bilmiyorum...sanırım istemezdim...
sonuç?
hatıralar kalır bellekde...
ama arada sırada bahar temizliği iidir:P
ewet...benim çöpe atmakla ilgili bi problemim var...hayatıma bi şekilde bi delikden sızıntı yapmış, bi ana yoldan girmiş, belki gökten zembille inmiş şeyleri ve kimseleri geldikleri yere geri gönderemiyorum...bi kere pelean dünyasına girdiler mi kalmalılar, izleri var bi kere...ööle kolay kolay canları istediği gibi gidemezler...
örneğin yıllardır süre gelen yeminimi bozup mabedimi temizlemek üzere 3. kişinin eve nüfuz etmesine boyun eğdim geçtiğimiz günlerde...çünkü artık hiç bişilere yetişemiodum ve enerjim günden güne azalış gösteriodu...gençlik günlerimde örümcek kadın gibi duvardan duvara uçuşarak temizlediğim evimi toparlayabilmek için bu hayat galelerinden sonra ne halim kalıyodu ne de zamanım...ben de kutsal saydığım vazifemi bi başkasına delege etmek konusunda pes ettim sonunda...zira bu 3. kişi bilip bilmeden temizliyorum ayağına ordan burdan derlediği her şeyi evin orta yerine yığarak - sanki etrafına ateş yakıp bi ayin yapcakmış edasıyla- her bişilerimi kapının önüne koymaya yeltendi...durum bööle olunca ben de önünde arkasında dolanıp onun öbeklediği her şeyi tekrar elden geçirip yarısını çöpe yarısını da ait oldukları yerlere geri gönderdim bi süre daha saklanmak üzere...atılacak gazetelerin arasından bir sürü daha hiç okumadığım yayınlar, hatta kitaplar çıktı mesela...giysiler...hepsiyle bi anılarım var...kimileri küçük gelir, kimilerinin bi daha hiç giyilmeyeceği belli...ama yakınımda durmaları iyi hissettirio...sanki onları atınca geçmişimi silip atıcakmışım gibi....hepsi dolaplara tıkıştırılmış...beklerler ööle...oysa ki at...yer açılsın yenilerine...yenilen...tazelen...hafifleee...
derken 5 kat fazla yoruluyorum ama atılanlarla hafifliyorum biraz daha...daha basit, daha sade yaşamakda fayda var ...insanın daha az kafası karışıo ve seçim şansın azaldıkca daha hızlı karar verebiliosun....
ofis....mailbox...bizim için çok ama çok önemli, çünkü her bi işimizi o maillerle yürütüyoruz...söz uçar yazı kalır hesabı...bunu anlamam ve alışkanlık haline getirmem zaman almışdı...30 kere yazışarak halledeceğim bi işi kısa bi telefon konuşmasıyla ya da arkadaşın masasına giderek verbal yoldan ifade edip işi halledivermek kolayıma geliodu...ama bizimkiler bundan yana diil...sonra bi de onlar yazışmış, sen sözde kalmışsın, aleyhine delil olarak dannn diye çıkarıvermiolar mı karşına...şoklar içinde kalakalıosun...geçmişden bişi istenir, arar tarar kanıtı atarsın ortaya...ya da işini kolaylaştırırsın kopi pest yapıp belki...ama o mailler birikiiiir birikiiiir birikiiiiiir...dağğğ oluuur...tüm bilgisayarını kilitleyiverir ve de elini kolunu bağlayıverir...donakalır, kımıldayamazsın...tüm yaşam faliyetlerinin sona ermesi demektir bu...sonra tekrar silersin binlercesini....ama buna bile kıyamıyorum....gün içinde arkadaş geyikleri de yaparız...konu kopup bizim bile durduramayacağımız noktalara gider, önüne geçemeyiz...aylaaar sonra bakıp gülümserim bazen okurken...saplantı belki de...ama gün gelir, onları da silmek zorunda kalırım....unutulur gider kelimeler...
insanlar bi de...bazılarının kara kaplı defterleri vardır...arkadaş listelerinde bazen hatta belki durup dururken bile isimlerin üstüne bi çizik atıverirler ve bi daha da dönüp bakmazlar...bazıları ayrılır sevgililerden ve bi daha da hiiiç konuşmaz, karşılaşmaz, bulaşmaz....ki o senin bi dönem seni en bilen kişi, en çok şey paylaştığın, en derinine indiğindir...bi an gelir, o boyut sona erer...sonra en yakın dostunu da kaybetmek zorunda kalırsın...özetde ben insanlarımı da çıkaramam hayatımdan...bi mevlanalığım vardır bu konuda hep, bi hümanizmim...en kırıcı şeyler bile yaşanmış olsa, dönülüp gelinse, yeniden start noktasına gelirim...tabii ki hiç bişi aynı olmaz ama ona yeniden kredi açıp başlayabilirim -istisnalar hariç- hayatından insan çıkaran insanların da hayatı bi nebze kolaylaşır belki...denenmiş, şans verilmiş, ama bu şanslarını iyi kullanamamış kişilerle yeniden başlamak ne kadar rasyonel tartışılır tabi...ama insan silmek ister miydim...bilmiyorum...sanırım istemezdim...
sonuç?
hatıralar kalır bellekde...
ama arada sırada bahar temizliği iidir:P
Monday, May 04, 2009
birileri gelsin, tozumualsın istiyorum...şööle açsın pencereleri, beni havalandırsın, içim dışım freş havayla çalkalansın, çiçek kokuları doldursun içimi, yerimi değiştirsin, her zaman bulunduğum yerlerden farklı bi yerde olayım....
farklı bi yer, fark.....
bu şehir o kadar tıkışık ki....
aslında hepimiz kendimize yer açmaya çalışıyoruz. alanımızı genişletmeye çabalıyoruz aslında her gün...kendi adıma: her gün masamın tam ortasına koccaman devlikde bi pergel koyduğumuzu ve bununla çapı 1 metrelik daire çizdiğimizi varsayalım. evet. her gün bu kaleye fiziksel ve duygusal ve teknolojik araçlar aracılığıyla oluşabilecek saldırılara karşı kendi yaşam alanımı korumaya çalışıyorum...görevler yağmuruna karşı kalkanımı siper ediyorum kendime.
deşar olmak, toxiclerimden kurtulmak için gittiğim dans dersinde de aynı şey...yine bi var olma çabası...kalabalığın içinde kafana gözüne bi kol bacak çarpmama olasılığı...an meselesi...bi taraflarını sakatlayıp bi süre işimden kopma lüxüm de yok...non stop çalışmak zorundayım...yolda yürürken birilerinin sana omuz atarak yürümemesi olasılığı, ya da toplu taşıma araçlarındaki daralmalar...hep yer açmaya çalışıyorum kendime...mekanda yer...zamanda yer...belli bi zaman diliminde yer alabilmek için bu çabalar...evdeki tıkılmışlığım ayrı konu...yeni düzende bi 3cümüz de var....evde tüm kurtardığım anı eşyları odama kaçırıyorum...söz verdim kendime...hatıralılarıma kimseler dokunmicak ve onların başına asla kırılma dökülme gelmicek...kendi kanapemde kendim uyuyup, kendi çamaşırlarımı askıya ben kendim asıcam...kimse yaklaşmasın benim alanıma....
diyymi, piyu....
farklı bi yer, fark.....
bu şehir o kadar tıkışık ki....
aslında hepimiz kendimize yer açmaya çalışıyoruz. alanımızı genişletmeye çabalıyoruz aslında her gün...kendi adıma: her gün masamın tam ortasına koccaman devlikde bi pergel koyduğumuzu ve bununla çapı 1 metrelik daire çizdiğimizi varsayalım. evet. her gün bu kaleye fiziksel ve duygusal ve teknolojik araçlar aracılığıyla oluşabilecek saldırılara karşı kendi yaşam alanımı korumaya çalışıyorum...görevler yağmuruna karşı kalkanımı siper ediyorum kendime.
deşar olmak, toxiclerimden kurtulmak için gittiğim dans dersinde de aynı şey...yine bi var olma çabası...kalabalığın içinde kafana gözüne bi kol bacak çarpmama olasılığı...an meselesi...bi taraflarını sakatlayıp bi süre işimden kopma lüxüm de yok...non stop çalışmak zorundayım...yolda yürürken birilerinin sana omuz atarak yürümemesi olasılığı, ya da toplu taşıma araçlarındaki daralmalar...hep yer açmaya çalışıyorum kendime...mekanda yer...zamanda yer...belli bi zaman diliminde yer alabilmek için bu çabalar...evdeki tıkılmışlığım ayrı konu...yeni düzende bi 3cümüz de var....evde tüm kurtardığım anı eşyları odama kaçırıyorum...söz verdim kendime...hatıralılarıma kimseler dokunmicak ve onların başına asla kırılma dökülme gelmicek...kendi kanapemde kendim uyuyup, kendi çamaşırlarımı askıya ben kendim asıcam...kimse yaklaşmasın benim alanıma....
diyymi, piyu....
Subscribe to:
Posts (Atom)
